logo

   ...Sevginin Ve Dostluğun Buluşma Platformu...  
 

Kişisel Gelişim

Kişisel Gelişim hakkında bilgiler, öneriler, resimler veya bununla ilgili videolar
Okumak İstediğiniz Konuya Tıklayın.
 
 

 
Çekingenlik ve Kurtulma Yolları

Ertelenen hayal ve hedefler psikolojik hastalığa sebep olur. İçimizdeki enerjiyi dışarıya yansıtmalıyız çekingenliğin ana sebebi Tembelliktir. Tembellikten dolayı çekingeniz.. Sorumluluk alınırsa çekingenlik azalır. 3 büyük hastalık asabiyet , enaniyet , hazırcılık.. Türklerde görülen hastalıklardır. Yeni durum karsısında tepkisiz kalmak çekingenliktir. Sosyal beceri eksikliğidir. Çözümü davranış tedavisi gerekir. Aktif olarak sosyal hayat gireceksiniz başka yolu yok.. Hayatta hareket şart .. 


Sosyal şartlar ve çevreden dolayı insan çekingen olabilir veya tam tersi durum gerçekleşir aile ve okuldaki eğitim insanı şekillendirir. Çocukluk ortamı da kısının yaşantısına etki eden dönemdir. Sizden daha akıllı ve daha gönüllü bir arkadaş edinin. Özgüven eksikliği ; güven herkeste vardır ama özgüven sahibi kişi adım atar adım attığın kadar özgüvenli bir kişisin. Attığın adımları göster ve bir yandan da faaliyetin içine zıplayın .

Tenkit, alay ,aşağılanma ; tenkit için en uygun yer aynanın karsısıdır..
Mutlaka girişimcilik sağlanmalı , ustalarla oturulup kalkılmalı.

Çekingenlik bir süreçtir. Bunları yenmek için şunlar yapılmalıdır;

-Günde 20 dakika seçkin kitaplardan okumak
-Haftada 1 saat seçkin bir kişiyi dinlemek.(kişisel gelişim uzmanları)

-Yılda 15 gün bilerek seyahat etmek
-Kendini ve başkalarını olduğu gibi kabul etmek
-Motivasyon enerji vs.. Bedensel temas iletişimi %97 artırır
-Özgüven aşılanmalıdır.
-Kazanmanız gereken tecrübeleri sınırlamayın , ileri derece kontrol durumundan ayrılın ve çıkın.
-Almanız gereken kararları başkaları alırsa kişi çekingen olur kendiniz yetiştirmek için yapılması gerekenleri ihmal etmeyin.
-Kaybetmeyi göze alın.

Temel Etkili İletişim Kurma Yolları

İletişimde beden dili %60, Ses tonu %30 ve Kelimeler %10 önem taşır.

İnsanlar gerek günlük yaşamların da gerekse iş hayatların da sürekli birbirleri ile iletişim kurallar. İşte bu iletişim etkili olabilirmesi için kişiler basit bir kaç kurala uyması yetmektedir. Bunlara kısaca değinelim. 
Bu bağlamda çok kelime konuşmak, etkili iletişimin temel kaynağı olarak görülmemeli, aşağıda belirttiğimiz özelliklerin hepsi, bir bütün halinde kullanılırsa başarılı olunabilmektedir. Şimdi bu söylediklerimizi maddeler ile açıklayabiliriz.

Temel olarak:
İlişkilerde pozitif olmak, olaylara iyi taraflarından bakmak etkili iletişimin temel noktasıdır.


YÜZ : Canlı olun.Mümkün olduğunca gülün.

GÖZ : İnsanların yüzüne bakın.Konuşurken gözlerinizi kaçırmayın .

JESTLER : Jestlerinizin ( el , kol vs. kullanımı ) sözlerinizle aynı
mesajları vermesini sağlamalısınız.Ellerin kenetlenmesi , kolların
kavuşturulması , ellerinizin çene hizasında olması durumlarından kaçının.
Aşırıya kaçmadan jestlerinizi kullanın.

BAŞ HAREKETLERİ : Karşınızdaki konuşurken başınızı ara sıra
aşağı yukarı hareket ettirerek onu dinlediğinizi ve anladığınızı belli
edin.

DURUŞ : Sizinle konuşan insanlara bakın. Mümkün olduğu kadar
çok kişiye ara sıra da olsa bakmaya çalışın .

TEMAS : Bazı durumlarda yaşı küçüklerle , aynı cins ve sizden daha
alt statüde olanlarla bedensel temas kurun.

KONUŞMA : Ses tonu çok önemlidir.Çok fazla konuşmayın.
Toplulukta eşit miktarda konuşun.

Toplum içine çıkmadan ve çıkıldığında yapılması gerekenler
İnsanların yanına gittiğinizde yada sevgilinizle buluştuğunuzda veyahutta basit bir aile yemeğinde neler yapmalıyız nasıl durmalıyız. Kendi tecrübelerimden biraz yaralanarak bir kaç bir şey yazacağım ve daha sonra bulduğum yazıyı paylaşacağım. 

1) Tatlı dil, hoş bir tebessüm.

Her şeyden önemlisi konuşmak, insanların yanlarına gittiğinizde onlarla konuşmayı ve diologa girmeyi başarabiliyorsanız sizler bana göre toplumda sevilen insanlarsınızdır. Her şeyden Her zaman bir güler yüzde sunmalısınız her konuşmanın ardına, tabi kide kahkahalar değil bir tebessüm yeter. 

2) Kılık kıyafet, güzel bir koku.

Her zaman temiz şeyler giymeye özen göstermelisiniz, eski olmayan güzel bir ayakkabı giymelisiniz. Renk kombinasyonlarını fazla karştırmadan
 bazen sade bazen ise uyumlu renkler tercih etmelisiniz. Aksesuarlar çok önemli, güzel bir saat yada kulakta ki küçük bir küpe sizleri çok farklı insanlar yapabilir. Hoş bir koku her zaman çok önemlidir. 

3) Oturmak, kalkmak elleri koyma düzeni.


Bir masada otururken elleriniz her zaman masanın üzerinde olmalıdır, en az bir eliniz masanın üzerinde olursa daha hoş bir görüntü ve kibarlık gösterir. Elleri asla aşağıda tutmamlısınız. Konuşmalar sırasında gerektiği yerde bacak bacak üstüne atıp tek elinizle konuşmaya yardım ederseniz hoş bir görüntü yakalayıp insanların sizlere bakışlarını değiştirebilirsiniz. 

4) 5 Madde ile şıklık

-Temiz olun. 
-Eski olabilir ama kaliteli ve temiz ayakkabı giyin. 
-Giysiler arasındaki renk uyumuna dikkat edin. Eğer karmaşık renklerde uyum için yeteneğiniz yoksa iki rengi tercih edin. 
-Tüm giysileriniz yine eski olabilir ancak kaliteli ve ütülü olsun. Ancak hiçbir zaman terziden yeni çıkmış gibi gıcır gıcır görünmesinler. 
-Duruşunuz kıyafetinize uygun bir hareketlilik versin. 

5) Saçlarınıza önem verin.

Saçlarınız sizin en değerli parçalarınızdan biridir, gündelik bakımlarınızı nasıl yapıyorsanız saçlarınızada ilgi göstermelisiniz. Bazen güzel bir fön, bazen sade bir tarayış temiz saçları çok güzel gösterir. Saç insanların size bakışlarınızı değiştirir. 

6) Konuşmalar, konular.

Her şeyden önce kendiniz olun kendinizi çok değiştirmeyin, çok okuyun çok bilgili olun ki konularda etkili olup insanları etkiliyebilin. Çokta konuşmayın, ilgili ve bilgili olduğunuz konularda söz sahibi olun sizlerde insanlara sorular yöneltin. Kendiniz olun, unutmayın.. 

7) İçecekleriniz. 

İçtiğiniz her ne olursa olsun tadına vararak için, içmek için değil. İnsanların en çok baktığı konu budur. Mesela ben karşı cinsim yada hem cinsimin içtiği bir kahveyi nasıl içtiğine çok dikkat ederim. Özenle incelerim. Tadına vararak, ağır tüketilmelidir örneğin kahve soğuması yada sıcak kalması önemli değil, zevkine varmalıdır insan sizlerde böyle olmalısınız bence. 


 


 


Kişiler arası ilişkilerde unutulmaması gereken nokta, duygularımızın bizi ve kurduğumuz iletişimi etkilemesidir. Düşüncelerimizi karşımızdaki insanlara iletirken cümleleri kurgulayışımız “sen” ya da “ben” diliyle olabilir. 

Ofis içinde iş arkadaşlarımızla ya da özel hayatımızdaki kişilerle iletişim kurarken tarzımız, kullandığımız kelimeler ve cümleler, karşımızdaki kişi üzerinde farklı etkiler yaratır. Söyleme şeklimiz çoğu zaman söylediklerimizin önüne geçer. “Ne oldu şimdi buna, ne dedim ki ben?” diye düşündüğünüz oldu mu hiç? Ya da aradan zaman geçtikten sonra, arkadaşınızın size söylediklerini düşününce, aslında neler söylemiş olduğunun farkına vardığınız?

İletişim sırasında genel olarak yaptığımız, karşımızdakinin davranışlarının üzerimizdeki etkileri üzerine düşünmek değil, hemen karşı tarafı yargılamak ya da durumu yorumlamak üzerine kurulu oluyor. ‘Böyle davranmakta hatalısın.’ ‘Keşke raporu daha önce bitirseydin.’ ‘Bunu hemen göndermelisin?’ ‘Projeyi bu haliyle nasıl sunarsın?’ örnekleri, günlük dil içerisinde çoğaltılabilir.


Sen Dili Yargılar
Sen dili, doğası gereği, karşımızdakini yargılayan ve durumu yorumlayan mesajlar taşır. Bu tip yargılayıcı tutumlar karşısında, her yetişkin savunmaya geçer ve bu noktada sizi dinlemez. ‘Benim de söyleyeceklerim var!’ ruh haline girmiş, savunmaya hazırlanmıştır. İletişim sırasında kişi eleştirildiğini, suçlandığını ya da yargılandığını hissettiğinde, kendini savunmak için önlem alır. Artık durum, iletişim kurmaktan çıkmış, savunmaya dönüşmüştür, kişilerarası çatışmalar başlar ve konu amacından uzaklaşılır.

“Ne kadar çok bilirsen bil, söylediklerin, karşındakinin anlayacağı kadardır.” Mevlana

Etkin iletişim kurmak için, ‘sen’ dili ithamlarının yerine, ‘ben’ dili düşüncelerinin ve duygularının kullanımı büyük önem taşır. Ben dili durum ya da davranışla ilgili yargısız ve yorumsuz mesajlar taşır. Bununla birlikte, karşımızdaki kişinin davranışının bizim üzerimizdeki etkisini içerir: ‘Ben bu davranışından dolayı üzüldüm, kendimi kötü hissettim.’ Dediğimizde, bizi dinleyen yargılamaya geçmeyecek, empati kurmaya çalışacaktır. Az sonra cevabı verme planları yapmak yerine, konuşana önyargısız yaklaşacak ve davranışının üzerinizdeki etkilerine yoğunlaşacaktır. Karşımızdaki kişiyi savunmaya teşvik etmeyen bir anlatım, etkili iletişimin temel dayanağıdır. Bununla birlikte, ben dilini kullanırken, dünyanın yalnızca kendi etrafımızda, bizim bakış açımıza ve bizim duygularımıza göre dönmediğini unutmamak önemlidir. Bizim duygularımız kadar önemli olan bir diğer unsur, karşımızdaki insanın duygularıdır.



Daha iyi iletişim yolunda 7 yöntemin başlıklarını kısaca şöyle sıralayabiliriz;
1. Kabullenmek
2. Anlaşılması Kolay Bir İnsan Olmak
3. Hoşnutluğumuzu İfade Etmek
4. İnsanları İçtenlikle Övmek
5. Hayranlığımızı İçtenlikle Dile Getirmek
6. Dinlemenin Beyaz Sihri
7. Bumerang İlkesi


 
 
Bazı insanlar vardır ki kendi dünyalarını kurmuşlardır ve sürekli hayaller aleminde yaşarlar. Bu aslında aşılması gereken bir psikolojik rahatsızlıktır aslında. İnsanlara yaşama umudu ve ileriye dönük bazı şeyleri gerçekleştirme gayreti veren hayalperestlik maalesef bazı durumlarda ilerleyerek insanı gerçek dünyadan soyutlamakta ve bu bağlamda diğer insanlarla olan ilişkilerine aksatmaktadır.
Bu tür insanlar belli noktadan sonra hayal dünyaları ile gerçek dünyaları bir birine girmektedir ve gerçek dünyaya ilişkin kararlar verirken sorun yaşamaktadırlar. Bu insanlar genellikle içlerine kapanık ve kimse ile konuşmayı sevmeyen insanlardır.

Eğer bu tür davranışlar sergilediğinizi düşünüyorsanız mutlaka kendinize çeki düzen vermeniz gerekmektedir. Bu ufak sendromu azaltmanın veya tamamen üzerimizden atmanın yolları mevcuttur.

-Arkadaşlarınızla bir yerlere gidin, eski günlerden sohbet edin. Uzun süredi aramadığınız bir arkadaşınızı arayıp halini hatrını sorun. İmkanınız varsa onunla buluşun.

-Kalabalık yerlerde bulunun, sinema tiyatro gibi sosyal yönü ağır mekanlara gidin.

-Kendinize güzel bir hobi bulun ve hobiniz için vakit ayırın. (Fotoğraf çekme vs..)

-Kendiniz gibi bir çok insanın olduğunu düşünün. Hayallerinizin peşinden giderken mantıklı düşünmeye çalışın.
 
Geçinilmesi zor insanlarla geçinmek

Günümüzde her türlü insan ilişkisinde (sosyal resmi kurum içi) başarılı olmanın önkoşulu her türlü insanla geçinebilme becerisidir. Fakat öyle insanlar vardır ki onlarla bir çok insan anlaşamaz ve bu insanlar geçinilmesi zor insanlar olarak tanınır.
Geçinilmesi zor insanlarla geçinebilme için gerekli önkoşul insanın kendisini tanıması olaylar karşısında ne tür tepkiler göstereceğini ne tür duygular yaşayacağını öngörebilmesidir. İkinci önkoşul da yaşadığı duyguların kedisini yönlendirmesini önlemektir. Genellikle size nasıl davranılmasını istiyorsanız öyle davranmanız tavsiye edilir. Oysa geçinilmesi zor insanlarla geçinmek istiyorsanız onlara onların uyumsuz davranışlarını arttırmayacak biçimde davranmanız gerekmektedir.

 

1. Eleştirmeyin, kınamayın ve şikayet etmeyin
2. Dürüst ve içten övgüyü esirgemeyin
3. Karşınızdakinde istek uyandırın
4. Başkalarıyla içtenlikle ilgilenin
5. Karşınızdaki kişiye önemli biri oldugunu hissettirin ve bunu içtenlikle yapın
6. Başkalarının görüşlerine saygı duyun.”Yanılıyorsun!”demeyin
7. Daima dostca yaklaşın
8. Karşınızdaki insana “Evet! Evet!”dedirtin
9. Bırakın karşınızdaki kişi fikirlerin kendisinden cıktıgını sansın
10. Daima kişilerin hassas oldukları konulara deginin
11. İnsanların yanlışlarını onlara,bunları dolaylı yollardan anlatarak gösterin
12. Karşınızdaki insanı eleştirmeden önce kendi hatalarınızdan söz edin
13. Emir vermek yerine sorular sorun
14. İnsanın ayıbını yüzüne vurmayın 


  Yolu ve yordamına uygun eleştiri yapmak isteyenlere aşağıdaki öneriler gerekli ipuçlarını verebilir:

1-Önce araştırın, sonra eleştirin: Herhangi bir konuda eleştiri yapanların önce konuyu etraflıca araştırmaları, asgari düzeyde de olsa bilgi sahibi olmaları gerekir. Araştırmadan yapılan eleştiriler ister istemez duygusal dalgalanmaların etkisinde kalır.
2-Kişiliği değil tutum ve davranışları eleştirin: Yapılan hataların, yanlış görülen tutum ve davranışların eleştirilmesi, doğru yöntemin bulunmasına katkı sağlar. Ama doğrudan kişiliği hedef alan eleştiriler hiç bir işe yaramadığı gibi, yeni kin ve düşmanlık tohumlarının atılmasına yol açar.
3-Karşı tarafı dinleyin: Eleştiri, doğru ve gerçek olanı bulmak için girişilen bir diyalog süreci, bir fikir alışverişidir. Karşı tarafın öne sürdüğü fikirlere kulağını kapayarak, peşin hüküm ve önyargıyla yapılan eleştiriler, sorunu çözmek bir yana daha da ağırlaştırır.
4-Çözüm önerisi geliştirin: Her eleştiri yapan kişiden hemen alternatif bir çözüm önerisi istemek doğru bir iş değil. Bir şeyin yanlış olduğunu gören kişinin zihninde o anda bir çözüm olmayabilir. Ancak sürekli olarak eleştirel bir tavır alan, her şeye “Olmaz!” diyen kişinin çözüm konusuna da muhakkak kafa yorması gerekir.
5-”Popülist” eleştirilerden kaçının: Halk kitleleri, sıkıntılı günlerde ve kriz dönemlerinde haklı olarak öfkelenir ve bazen şiddetli tepkiler gösterir. Bu öfke ve tepkinin sorunların kısa sürede çözümünü sağlayacak bir enerjiye dönüştürülmesi görevi ise politikacılara, sivil toplum kuruluşu yöneticilerine ve medya mensuplarına düşer. Bu kesimler, kapanmaya yüz tutan yaraları kaşıdığında, öfkeleri okşadığında ve tepkileri kendi kısa vadeli çıkarları için yonttuğunda ise dönüşü olmayan bir yola girilmiş olur.
6-”Adam etmek” için eleştirmeyin: Çoğumuz, kendi düşüncelerimiz ile ideal birey ve toplum anlayışımızı, etrafımızdakilere zorla kabul ettirmeye çalışırız. Bu tür bir anlayıştan kaynaklanan eleştiriler genellikle geri teper.
7-Eleştiriden önce özeleştiri yapın: Hatalarının ve zaaflarının bilincinde olan kişi, eleştirilerini daha insaflı yapar ve karşı tarafa daha anlayışlı davranır. Kendi yanılmazlığı konusunda sarsılmaz bir inanç besleyen kişinin eleştirileri ise kırıcı ve yıkıcı olur.
8-Eleştiride tarafsız olun: Bazıları karşı tarafın hatalarını insafsızca eleştirirken, kendi yandaşlarının yanlışlarına göz yumar. Taraflı eleştiriler, yolsuzlukları arttırır, şiddet eğilimini besler. Çifte standart, hırsızlıkların ve terörün yeniden üretilmesine yol açar. “Bizim çocuklar” ve “onlar” ayırımını yaptığımız sürece yolsuzluk ve şiddet toplumun her kesimine yayılır.
9-Eleştiri özgürlüğünü geliştirin: Eleştiri, toplumsal işlevini ancak demokrasinin derinleştiği ve insan haklarının yaygınlaştığı bir ortamda yapabilir. Eleştirel düşünce, “yasak-ayıp-günah” üçgeni içinde hapsedildiğinde nefes alamaz.
10-Eleştirilerden yararlanın: Eleştiriler, tek bir kişinin sınırlı olan bilgi ve becerilerini artırma ve zenginleştirme imkanı sağlar. Bu yönüyle eleştiri birinci sınıf eğitim çabası gibidir. Eleştirilere kulak verdiğinizde ve bu eleştirileri içselleştirdiğinizde düşünceleriniz yeni boyutlar ve derinlik kazanır.


 
Genel olarak her şeye olumsuz bakan, mutsuz olan biri misiniz?

Bu durumundan memnun olmayan ancak yapısı gereği bunu değiştiremeyenler için çözüm olabilecek önerilerimiz var. Hayatına daha mutlu ve yeni bir şekilde devam etmek isteyenler önerilere göz atın..


-Değişimlere ve yaşama pozitif bakın. Bu sizin yaşamınızı değiştirmeniz için bir sinyal olabilir. Sürekli olarak değişimlerin olumlu yönlerini vurgulayarak, beyninizi daha pozitif düşünmeye programlamalısınız.

-Olumsuz şeylerle karşılaştığınızda bu engelin geçici olduğunu ve size daha iyi şeyler katacağınızı düşünün.

-Olaylara karşı güçlü, becerikli ve dirençli olduğunuzu kendinize sık sık hatırlatın. Direncinizi artırmak için öncesinde yaşadığınız olumsuzlukları gözden geçirin ve gerekirse listeleyin. Engellerden korkmamanız gerektiğini göreceksiniz. Korku, suçluluk, sabırsızlık gibi negatif duygular doğru şekilde odaklanmanızı engeller.

-Hayatınızda yaşadığınız değişikliklere karşı daha güçlü biri olmak için korkularınızı nasıl yendiğinizi, deneyimlerinizden ne öğrendiğinizi gözden geçirin.

-Hayatınızda olumlu cümleler kurmaya, mutluluk verecek kelimeleri sık sık tekrarlamaya özen gösterin.

-Size destek olan, her an yardımcı olabilecek insanlarla iç içe olun. Bu kişilerin size verdikleri olumlu önerileri dinleyin ve uygunsa değerlendirin. 

-Harekete geçmeden önce durumu değerlendirin, konunun olumlu ve olumsuz yönlerini gözden geçirin, planlayın ve ne olursa olsun kendinizle ilgilenin.
Üzüntülü Kişiye Yaklaşım
Üzüntülü kişiye ilk yaklaşımda teselli edici sözler söylemek kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Bu nedenle önce kişilere üzülme hakkı, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir. öncelikle kişinin neden üzüldüğünü anlamak ve bunu anladığını hissettirmek gerekir. Ancak daha sonra çözüm üretilmelidir. İlk başta yalnız olmadığını hissettirmek yeter.

  Gidene kal demek zavallılara,
Kalana git demek terbiyesizlere,
Dönmeyene dön demek acizlere,
Hak edene git demek asillere yakışır
Kimseye hak etmediğinden fazla değer verme,
yoksa değersiz olan hep sen olursun…
Sonra dedim ki söz ver kendine
Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı biliyorsan düşmeyi de bileceksin,
Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredeceksin.
Öyle hayat yaşadım ki son yolculukları erken tanıdım.
Öyle değerliymiş ki zaman hep acele etmem bundan anladım.

 

Her insan değerli ve özeldir

 

Bazen öyle şeyler olur ki yaptıklarımızdan ya da düşündüklerimizden pişman olup bir daha yapmayacağım veya bir daha böyle düşünmeyeceğim deriz ama gene de farkında olmadan bu tip davranışların içinde kendimizi buluruz. 

Bu durumu aşamadığımız zamanlar olur. 

Örnek verecek olursak çoğumuz etrafımızdaki tanımadığımız kişiler hakkında hep önyargılıyızdır. İnsanların dış görünüşlerine, konuşma tarzına, davranışlarına bakıp daha ilk günden onlar hakkında önyargılı düşüncelerimiz devreye girer. 

Halbuki iyice tanıdıktan sonra karar versek, yorum yapsak daha iyi olur. 

Çünkü çoğu zaman başta kurduğumuz önyargının yanlış olduğunu görüp pişman oluruz. 

Yeri gelir kendimize kızarız niye böyle düşündük diye. Ama bu kızgınlığımız, pişmanlığımız geçicidir. Kendimizi kontrol etmeyi başaramadığımız için bir sonraki olayda da aynı duyguları yaşarız. 

Durum böyle olunca hayatımızda pişmanlıkların yeri daha fazla oluyor. 

Ama nedense çoğu kez bu zinciri bir türlü kıramayız. Ya da kırmaya korkarız orasını tam bilmiyorum... Bildiğim tek bir şey var; o da ne olursa olsun bu zinciri kırıp insanlara cana yakın bir şekilde yaklaşarak onların içindeki iyiyi ortaya çıkararak onlara en güzel şekilde davranmalıyız. Hiçbir zaman unutmayalım ki; 
HER İNSAN DEĞERLİ VE ÖZELDİR.

 
Herkesin kendine göre bir dağı vardır ve herkes kendi dağında yaşar mevsimleri. Senin güneşin yakamaz beni, benim kışımla da sen asla zatürree olamazsın.
Şimdi çık kendi dağına, ayakkabılarını çıkar ve koş. Doludizgin koş! Arkana bile bakma koşarken. Bakma; çünkü arkanda hiç kimse yok! O dağ sadece senin. Ayağını basmadığın hiçbir şer kalmasın. Her yerini ezbere bil bu dağın. Yeni ağaçlar dik dağına. Ağaçlarla yeşile boya.
 
Gururla dolaş. Adımların hep büyük olsun. Büyük yaşa! Hiçbir zaman korkutmasın ölüm seni ve daima emin ol; sen ölmeden kimse gelmeyecek senin dağına. Ölünce gelecekler ve: "Burada koca yürekli bir dağcı yaşardı." Diye yazacaklar senin zirvelerine; ama bu senin umurunda bile olmayacak. Sen zaten senelerce koca bir dağcı olduğunu bilerek yaşamıştın.
 
 


 
Bu konu üzerine birçok yöntem vardır, ama hepsi boştur arkadaşlar size şunu söylüyorum etkileme çabası içerisine girmeyin.Rezil olursunuz ve diyelim ki etkilediniz kızı sevgili oldunuz ilişkiniz kısa sürer.Bu yüzden ''Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol'' yolunu izleyeceksiniz.

Ama bunların yanında ;
-kızlara karşı esprili olun, 
-onlar konuşurken açıklarını yakalayın iğneleyin.
-Az konuşun , sorulan sorulara kısa ve net yanıtlar verin
-Ortam muhabbetlerini kıvırabilmek, ağzında iki güzel söz tutabilmek, iddialı konuşmak; çok şey hakkında az şey bilmek, ama çok biliyormuş gibi göstermek, %10 duygusal, %90 serseri olmak, tüm milleti sallamayıp ''ne yaparsanız yapın, kendi yolum bu'' demek. 

Hiç bir şey için geç değil!

Yaşadığı şehirden, bulunduğu ortamdan kısacası yaşantısından sıkılan bir adam, cebindeki az miktar para ile yanına hiçbir şey almadan bulunduğu kenti terk edip daha önce hiç bilmediği bir ülkeye gitmiş. Oraya henüz alışmaya çalışırken birden bir ses duymuş. Bir çığırtkan, avazı çıktığı kadar meydanda bağırıyormuş:

- Tiyatro! Gelin! Kaçırmayın! Bu akşam Tiyatro!...

Adam hayatında hiç tiyatroya gitmemiş ve inanılmaz derecede merak etmiş. Biletin nereden alındığını öğrenmiş. Bilet fiyatı cebindeki tüm para kadar olmasına rağmen hiç tereddütsüz bileti almış. Başlamış merakla oyunu izlemeye... Oyun bitmiş, herkes dağılmış ve bizim meraklı öylece kalmış, izlediği muhteşem oyun karşısında. O sırada temizlikçi tarafından salonu boşaltmak için ikaz almış.
Adamsa: 
- Bana müdürünüzün yerini söyler misiniz? Onunla bir şey konuşmam gerek... demiş.
Seyrettiği oyunun etkisi ile müdür ile konuşmuş ve ne olursa olsun, ne iş olursa olsun buranın bir parçası olmak için çalışmak istediğini belirtmiş. Müdür çok şanslı olduğunu, şu sıralarda bir temizlikçi aradığını fakat önce onu denemesi gerektiğini ifade etmiş ve denemek üzere aylardır el değmemiş bir kütüphanenin temizliğini uygun bulmuş. 
- İşte burayı temizle. Eğer beğenirsem seni işe alırım... demiş ve gitmiş. 
Tiyatro aşkının verdiği şevk ile temizlik beklenenden kısa sürede bitmiş. Müdür odayı görmeden adamın samimiyetine inanmamış. Onu diğerleri gibi işi savsaklayan biri sanmış. Fakat odanın temizliğini görünce hayretler içinde kalmış. Aylardır içeriye girilmeyen oda gıcır gıcır oluvermiş. Müdür bu çabuk ve becerikli adamı işe almaya karar vermiş.
- Tamam seni işe alıyorum
- Fakat benim yatacak yerim yok.
- O zaman burada yatarsın ve işe daha erken başlarsın. 
İstediği olan tiyatro tutkunu, huzurlu bir şekilde odayı terk ederken müdür. 
- Adın neydi senin buraya yazalım.... demiş. Aldığı cevap ise, 
- William! William Shakespeare!... olmuş.

Bu hikaye hem insanı dehşete düşürücü hem de ilham verici. Shakespeare tiyatro yaşantısına bu şekilde başlamış.. Tam kırk (40) yaşında... tiyatroyu o yıllarda tanımış ve büyük bir azimle o muhteşem oyunları yazmış. Üstelik büyük bir fedakarlık göstermiş mesleği için. Meslek hayatı boyunca sadece üç saat uyuyarak yaşamını sürdürmüş. Sabah erken kalkıp oyun provasını yapıyor oyununu oynuyor ve akşam yeniden oyun yazıyor... Bu böyle sürüp gitmiş.

Bu hikayeyi ilk duyduğumda yaşamım için duyduğum kaygıları bir kenara bıraktım. Anladım ki, hiçbir şey için geç değil. İnsan eğer isterse imkansız gibi görünen olayları da gerçekleştirebilir.

Yeter ki yürekten istesin ve bunun için çaba sarf etsin. Hiçbir şey için geç değil.
Kaç yaşında olursak olalım...


 
İnsanlara Güvenim Kalmadı mı Diyorsunuz?

İnsanlarla güzel iletişim içinde olan; anne-babasından ve diğer insanlardan iyi niyet hoşgörü ve fedakârlık gören insanlar güven içinde olurlar. İnsanları sevmekte ve yeni ilişkiler başlatıp sürdürmekte zorlanmazlar. Çeşitli sebeplerle güven duygusu zedelenen kişiler ise olumsuz bir durumla karşılaşmamak için insanlarla aralarında aşırı mesafe koyarlar. Bu da kişinin duygusuna kapılıp depresif duygular içine girmesine sebep olur kişiyi kısırdöngüye sokup iş ve aile hayatını olumsuz şekilde etkiler. 

Genellemeler güveni etkiliyor
İletişim sorunlarının en önemli nedenlerinden biri mükemmeliyetçiliktir. Bu durumda olan kişi hatalı davranışlarla karşılaştığında genellemeler geliştirmekte ve gördüğü güzel davranışları unutmaktadır. Onun için ya hep ya hiç vardır. Hayatı ya beyaz ya da siyah olarak görmektedir. Sevdiği kişiyi önce kusursuz olarak kabul ettiğinden kusurları karşısında yıkılmaktadır. Halbuki kusursuzluk Allah ´a mahsustur.

İnsan zaaflarıyla kabul edilmeli
İnsanlar dinî ve ahlaki özellikleri bakımından farklıdır. Kişide bazı zaafların bulunmasında kişilik alınan eğitim ve geçmiş yaşantılar etkilidir. Bu sebeple bazı insanların yaptıkları hataları bütün insanlara genellemek doğru değildir. İnsanın belli bir yaşa kadar terbiyesinde anne-baba öğretmen ve diğerleri sorumludur. Daha sonra da insana düşen hayat boyu kendisini geliştirip terbiye etmesidir.


Sen İyi Bir İnsansın...Hep Öyle Ol ve Öyle Kal.
 

“Sen iyi bir insansın, hep öyle ol ve öyle kalVe sadece onunla kalma, gözlerinin içine bak ve söyle …
Düne dair pişmanlıklarından ders alıp güne dair planlar yapabilecek kadar akıllı olan sen ile bu söylemin arkasındaki sen;

 
aynı sen değilsin…

 
Hayal kırıklıkların senin bahanelerin olamaz… Umuda dair inancını bu kadar kolay yitiremezsin…

 
Hoş görürdün hayatı… Kendini.. Çevreni… Böylesine boş görüp boş veremezsin…

 
Bu omuzları düşük benzi soluk yüreği kırgın, suskun silüet sana uymadı. Sen ki en zor anlarında başı dik gönlü zengin ve her şeye rağmen çevresine huzur veren kişi..


 
Bu duruş senin olamaz… Bu söylem sana uymadı.

 
Geçmişini hatıralarını küçümseme onlar şimdiki seni bir araya getirdi.


 
Bence o hatıraları düşlerinle taçlandır o zaman belki de ummadığın kadar yakınlaşır sana mutluluğun.

 
Başını eğme, zira onu eğersen yüreğinde eğilir. Senin doğanda iyilik  güzellik  sabır ve hoşgörü karıştırılmış bir masumiyet var iken sen;

 
Yalnız kalırım diye korkma, doğrunun peşinden git.

Zira korktuğun için vazgeçtiğin o doğrular senin canını korkularından daha çok acıtır. 
Haydiii kalk ayağa … 
 

Karlı dağların güneşi görmesi gibi seninle erisin bütün buzulların…

 
Birileri sana “Herkes kendi yolunda, kendi hayatını yaşar” derlerse de sakın inanma!…

 
Sen hayatını, zamanını,enerjini, bilgini, görgünü, iyiliğini, mutluluğunu paylaştığın gibi; başkaları da seninle paylaşacaktır.

 
Sen taş devri insanı değilsin ki sadece karnının doyması olsun zaferin…

 
Sen yeni devrin insanısın …

 
Ve senin zaferin gönül sofrasında yüreğinin doymasıdır.


 
Yarın sabah uyandığında aynada kendine öyle bir günaydın de ki senden sen dahi etkilen…

 

Sitene İsimler Sözlüğü Ekle

Eklemek İçin Tıklayın

 

Sitene Rüya Tabirleri Ekle

Eklemek İçin Tıklayın